Herkes Şampiyon

0
1590

Marmaris’ten beri yazı yazacağım, Atıl beni sıkıştırıyor ama sürekli o yarış bitsin, bu yarış sona ersin deyip duruyorum. Neyse artık Kocaeli ve Yağız’ın Portekiz’de girdiği yarış da bitti… Yani artık ardına sığınabileceğim bir bahanem yok.

Yarışlara gelmeden önce şu konuya açıklık getirmek istiyorum. Daha önce yazdığım yazılardan birinde, ‘Burak Çukurova şampiyon olmak istiyorsa yarış kazanması gerekli’ demiştim. Hatta yazıyı yazarken tamamen iyi niyetli olsam da ‘acaba Burak alınır mı?’ diye de düşünmüştüm. Çünkü biliyorsunuz Renault hastası biriyimdir. O yüzden bu takımın yapı taşlarından biri olan Rıza Çukurova da benim için çok özeldir. Hatta gözümün önünde bir anı var, bir yarıştan dönerken Yiğit’le ben rica etmiştik Rıza ağabeye, bizi İstanbul’a bırakması için. Tabii ki otomobilde Burak da vardı. 1990 yılı diye düşünsek 13 yaşındaydı daha. Kısacası çocukluğundan beri tanıdığım birini kırmak en son istediğim şeydir. O yazıyı okumayanlar için ne demek istediğimi bir kez daha hatırlatayım: ‘İstikrârlı bir şekilde puan toplayarak şampiyon olmak mümkün ama uzun yıllar hatırlanacak bir pilot olmak için yarış kazanarak şampiyon olmak lazım’ gibi bir şeyler söylemiştim. Bunu hâlâ savunuyorum, iyi ki de yazmışım, neden mi? Çünkü hem Burak’tan hem de Vedat’tan duyduğuma göre bu yazdıklarım büyük bir ‘gaz’ vermiş şampiyon ekibe. Yani bırakın alınmayı, yazdıklarıma değer verip, motivasyon kaynağı olarak kullanmışlar. Zaten daha sonra üç yarış kazanarak arzu ettiğimi yaptılar. Şu anda şampiyonlukları üstünde en ufak bir soru işareti yok, bileklerinin hakkıyla kazandılar. Açıkçası yarış kazanmadan şampiyon olsalardı bende aynı etkiyi bırakmayacaktı. Ama şu anda Burak Çukurova’yı; Emre Yerlici, İskender Atakan, Serkan Yazıcı, Volkan Işık gibi şampiyonlarla aynı kefeye koyuyorum.

Burak Çukurova’dan bahsetmişken, gelecek yıl yapmayı düşündüğü cup organizasyonu da beni çok heyecanlandırıyor. Bu tür aktiviteler hem pilot yetiştirmek hem de parkurdaki kompetisyonu artırmak için çok faydalı. Üstelik 18-19 bin Euro gibi bir rakama lastik dahil yarışma imkânı bulmak çok önemli. Ben bile kaşınmadım değil… Bu arada tek marka kupasından bahsedince, hemen aklıma Ford Fiesta Rally Cup geldi.  Yaklaşık 20 pilotun mücadele ettiği bu kupa, geçtiğimiz sezona büyük renk getirdi. Bence bunun en iyi örneği Kocaeli Rallisi’ni bitiren 16 pilottan yedisinin Fiesta Cup pilotları olması. Yani Fiesta Cup sayesinde hem kayıt listeleri zenginleşti hem de seyirci için zevkli bir rekabet ortamı doğdu. Umarım gelecek yıl da devam eder. Fiesta Cup’ın bir artısı da Cem Alakoç gibi yan gitmeyi seven, seyir zevkinin yüksek olduğu bir pilotu camiaya kazandırmış olması. Evet daha evvel de yarışıyordu ama Fiesta Cup ile parladı. Bu kupayı birinci bitiren Cem Alakoç-Yusuf  Çelik ikilisini özellikle kutluyorum çünkü Ümitcan Özdemir-Batuhan Memişyazıcı gibi tecrübeli bir çifti geçerek kazandılar. Bir övgüyü de Ford Motorspor Türkiye hak ediyor. Bu kadar fazla otomobili aynı anda yarıştırmak çok zor. Lojistikten yedek parçaya, pilotlarla ilişkilerden servise ve lastiğe kadar çok sayıda parametreyi bir araya başarılı şekilde getiren FMT, yarış bitirme oranı yüksek otomobilleriyle de övgü topladı. Üstelik otomobillerin hepsi aynı da değildi. Aynı olsa bazı şeyler daha kolay ama bu kupada R2, R2T ve ST’ler bir arada yarıştı. Bu satırlardan Serdar Bostancı ve kupanın koçu diyebileceğimiz Murat Bostancı’yı da ayrıca kutluyorum.

Şimdi diyeceksiniz ki herkesi kutluyorsun. Biliyorum, övgü dolu yazılar çok ilgi çekmiyor. Okuyucu biraz kan istiyor. Eleştirmemi, dalga geçmemi, birilerinin tekerine çomak sokmamı istiyorsunuz farkındayım. Ama artık sezon bitti. Bir sürü para harcandı, emek verildi. Şampiyonlar belli oldu artık övgü vakti. Yeni sezonda yine eleştirmeye başlarız.

Marmaris Rallisi’ne kısaca değinmeden geçemeyeceğim. Bence her detay çok başarılıydı. Serkan başkan yine her detayla bizzat ilgilendi. Gelecek yıl çok eğleneceğiz. Dünyanın en hızlı pilotlarını Marmaris’te görmek çok heyecan verici olacak.

Herkes şampiyon dedik, ne demek istedik? Bu sezon aslında çok adil şekilde geçti. Herkes kendine bir başarı hikâyesi yazdı. Kupanın bir ucundan tuttu. Nasıl mı? Türkiye’de şu anda aktif olarak yarışan be başa koşan dört hızlı pilot var biliyorsunuz. Bu dörtlüye yaklaşmak için ter döken Uğur Soylu ve Hakkı Ağaoğlu’yu da es geçmemek lazım tabii ki ama herkes şampiyon derken bu dört pilotu kast ediyorum. Kim bu dörtlü? Harf sırasına göre yazayım da hak geçmesin: Burak Çukurova, Murat Bostancı, Orhan Avcıoğlu ve Yağız Avcı…

Burak Çukurova’dan bahsettik, Türkiye Ralli Şampiyonu oldu. Murat Bostancı, Buğra Banaz ve zaman zaman Ümitcan Özdemir’in de desteğiyle Avrupa Takımlar Şampiyonluğu’nun ülkemize gelmesine vesile oldu. Orhan Avcıoğlu, Marmaris Rallisi’ni zirvede bitirerek, zamanında Renç Koçibey’in ve Ercan Kazaz’ın kazandığı Balkan Ralli Kupası’na uzandı. Ve Yağız Avcı… O da  Portekiz’deki Rallye Casinos do Algarve’de genel klasman ikincisi ve ERT birincisi olarak Avrupa Ralli Kupası’nı Türkiye’ye getirdi. İşin ilginci aynı kupayı 1997’de Nejat Avcı da kazanmıştı. Yani 20 yıl arayla ailenin iki bireyi aynı kupayı kazandı. Bakalım 2037’de şimdi yolda olan bebek Avcı da aynı başarıyı kazanacak mı? Bu arada unutmadan belirtmek gerekli, Adil Küçüksarı da ERT2’de ikinci olmayı başardı.

Adil demişken, evet gayet adil bir sezon oldu. Şu anda herkesin sponsorluk dosyasına koyacağı bir başarısı var. Umarım gelecek yıl daha keyifli bir sezon izleriz. Orhan Avcıoğlu’nun WRC2’de başarı kovalayacağı, Yağız Avcı’nın İtalya’da yarışacağı, Murat Bostancı’nın ERC yada WRC2’ye gideceği bir sezon çok heyecanlı olur. Gerçi bu pilotların yurtdışında başarı araması ne kadar gurur vericiyse Türkiye’de yarışmama olasılıkları da o kadar üzücü olur. Sonuçta izleyiciler bu pilotları Türkiye parkurlarında da görmek istiyor.

Şimdilik bu kadar, gelecek yazılarda dedikodulara yer vermeye çalışırız. 2018’de kim ne ile yarışacak ben de çok merak ediyorum.

Tabii daha önce büyük bir merakla Şampiyonlar Şampiyonası’nı bekleyeceğiz…

 

Facebook Yorumları

yorum