Sanaldan Gerçeğe

0
807

Geçtiğimiz yıl dijital atağa geçen TOSFED, bu anlamda birçok ilke imza atarak başarılı organizasyonlar gerçekleştirdi. Aslında insanlar bu tip organizasyonları kendi aralarında yapabiliyor ama işe resmiyet kazandırmak ve ‘Türkiye Şampiyonu’ unvanı kazanmak tabii ki çok önemli. Ayrıca Türkiye’nin neresinde olursanız olun gerçek ralli ve pist pilotlarına karşı yarışma fırsatına da kavuşuyorsunuz.

TOSFED, yeni yıl da Kış Kupası ile dijital sezona merhaba dedi. Tabii 13 yaşındaki oğlum da hemen ralli kupasına kayıt yaptırdı. Rallinin yanında rallikros ve çeşitli platformlarda pist yarışları da düzenlendiği için hangi disipline meraklıysanız, ya da yeteneğini hangisine daha fazlaysa orada yarışabiliyorsunuz. Kayıt listesine baktığımda genelde ralli ve rallikrosa meraklı olanların her iki disiplinde de yarıştığını gördüm. Şampiyona üç ayaktan oluşuyor. Ralliden bahsedersek, her hafta yapılan yarışlar sonucunda ilk 15’e giren sürücüler puan topluyor. Üç hafta sonunda bu puanlar toplanarak birinci belirlenecek. Oğlum Yağız Yılmaz rallide ilk haftayı birincilikle tamamladı ve 20 puanı cebine koydu.

13 yaşında bir çocuğun resmi bir ortamda kendini disipline etmesi, taktikler yapması ve strateji belirlemesi ilerisi için çok önemli bir tecrübe. Gerçek bir ralliye girmişcesine ayarlar yapıyor, lastik belirliyor, hızını rakiplere göre ayarlıyor. Bence kazanılan bu deneyim işi oyundan çıkarıyor. Mesela yarışa girmeyip kendi kendine oynadığında çok kaza yapıyor çünkü limitlerin çok üstünde gidiyor ve mutlaka bir yerlerde hata yapıyor. Oyun oynarken nasılsa kaybedecek bir şey yok. Açıkçası ben kendini böyle alıştırdığı için TOSFED Dijital Kış Kupası‘nda da bir yerlerde uçacağını düşünüyordum. Ama kendini rakiplere göre o kadar güzel konumlandırdı ve hızını ayarladı ki çok şaşırdım. Tabii Polonya Rallisi’nde çok hızlı bir taklası var. Lancia Delta Integrale’nin ne kadar zaptedilemez bir boğa olduğunu bir kere daha hatırladım 🙂 Tabii takla atması kötü oldu ama orada da pes etmeyip ne kadar zaman kaybederse kaybetsin finişe ulaşmaya çalışmayı öğrendi. İki etabı patlak lastikle geçmesine rağmen yarışı bırakmadı. Sürünerek de olsa finişe geldi. Eğer o yarışta pes etseydi sekizincilik puanı alamayacaktı ve ilk haftanın birincisi olamayacaktı. 

Bunları kendi oğlumu övmek için yazmıyorum. Dijital şampiyonaları aşağılayanlar var. Onlara ne kadar öğretici olduğunu hatırlatmak istedim sadece. Zaten Cem Bölükbaşı gibi sanal dünyadan gelen isimlerin gerçek pistlerde de ne kadar başarılı olduğunu gördük. Ayrıca Ayhancan Güven ve Ali Türkkan gibi başarısını kanıtlamış isimler de sanal dünyada çok hızlılar. Diğer yandan Yağız Avcı‘dan Murat Bostancı‘ya, Burak Çukurova‘dan Orhan Avcıoğlu‘na kadar birçok şampiyon pilotun da bu işlere çok meraklı olduğunu bizzat biliyorum. Dijital şampiyonalardaki öğreticilik sadece kendini disipline etmekle alakalı değil. Yolu doğru okumayı ve ideal çizginizi de çok geliştiriyor çünkü defalarca deneyebildiğiniz için sürüş tarzınızı geliştirebiliyor, nerede zaman kaybettiğinizi çözebiliyorsunuz. Gerçek hayatta olduğu gibi otomobil ayarları çok etki ediyor. Fazla kayarak giderseniz çok zaman kaybediyorsunuz. Bunun gibi birçok etken bence bu işe meraklı gençleri gerçek hayata hazırlıyor.

Bu turnuva ve şampiyonalar sayesinde de yarışçı babası ne demekmiş onu da anlamaya başlıyorum. Sanal yarış bile olsa evin içinde müthiş bir heyecan oluyor. Artık canlı olarak seyredemiyorum, kaza yapacak diye yüreğim ağzıma geliyor. O içeride kendi odasında yarışıyor ben de bilgisayar başında zamanları takip ediyorum. Hatta geçen yıl girdiği şampiyonalarda o kadar heyecanlanıyordum ki, Serdar Bostancı‘ya “Ağabey sen Murat’ı beklerken nasıl dayanıyorsun?” diye sordum. Uzun uzun cevabını anlatmayacağım tabii ki nasılsa tahmin edersiniz.

2020’de girdiği yarışlarda Burak Çukurova da Yağız’a çok destek oldu. BC Vision takımına dahil olarak o kadar havalıydı ki kendimi Loeb ile aynı evde yaşıyor gibi hissediyordum. Buradan Burak’a tekrar teşekkür ediyorum. Dediğim gibi sanalda bile yarışan birini beklemek çok zor, gerçek hayatı düşünemiyorum. Bundan sonra Serdar Bostancı, Nejat Avcı, Rıza Çukurova, Azmi Avcıoğlu, Hakan Güven gibi yarışçı babalarına ayrı bir saygı duyacağım. Eminim kendileri yarışırken bu kadar heyecanlanmıyorlardır.

Bu arada, Tosfed Kış Kupası’nın bir diğer olumlu tarafı da sponsorların olması. Red Bull Gaming Ground çatısı altında Spor Toto, Media Markt ve G-Shock da işin içinde. Böylece her yarış sonunda ve şampiyona bittiğinde ilk üçe giren sürücülere hediyeler verilecek. Bana kalırsa mücadele ruhunu öğrenmek en önemlisi ama bu tip hediyeler gençlerin motivasyonu artırıyor. İtiraf edeyim, bana 2019 yılında “Sanal dünyadan gerçek pilot çıkar mı?” diye sorsaydınız hemen cevap veremezdim. Belki yarım ağız “evet” derdim ama pek de inanmazdım. Şimdiyse tam tersini düşünüyorum. Zaten yukarıda bahsettiğim gibi Cem Bölükbaşı gibi isimler beni doğruluyor. Bu arada bizim adam da yarışçı olmaktan başka bir şey düşünmüyor. İnanın benim hiç takip etmediğim serileri bile internette bulup izliyor. Tabii asıl hedefi ralli pilotu olmak, ama en ücra pist yarışını bile seyrediyor. Pilotları falan eleştirmeye başladı, beni çok şaşırtıyor. Kaza videoları seyredip, pilotların yaptığı hataları analiz ediyor 🙂 

Son olarak şunu da belirteyim, 13 yaşında bir çocuğun yarışçı olma hayalleri kurması beni korkutuyor mu? Kesinlikle evet… İleride yarışabilirse elbette çok heyecanlanacağım ama o kadar. Öncelikle işin tekniğini öğrenip, güvenlikli ve disiplinli bir ortamda bu duygularını gidermeye çalışması, elbette trafikte gazlamasından milyonlarca kez daha iyi. Ayrıca bir hobisi olan insandan, hiç kimseye zarar gelmez. Ben 16-17 yaşında yarış seyretmeye başladım ve bu spora öyle bir hayran oldum ki, serserilik edecek vaktim hiç olmadı. Tek bir endişem var o da derslerini aksatabilir düşüncesi… Şimdilik böyle bir problem olmadı. Zaten hayranı olduğu birçok Türk pilotun mühendis olduğunu ya da üst düzeyde okuduğunu sürekli hatırlatıyorum. Çaktırmadan uluslararası yarışlarda İngilizce konuştukları görüntüleri izletiyorum. Özellikle Murat Bostancı’nın motorsporları mühendisi olduğunu söylediğimde çok etkilendi. Eminim Oxford Üniversitesi’nin internet sitesine girip incelemiştir 🙂

Neyse kendimden ve ailemden daha fazla bahsetmeyeyim. Uzun zamandır yazmıyordum, zaten geçen yıl uluslararası yarışlar dışında boş geçti. Ulusal yarışların yapılamamasını ilk başta ben de eleştirdim, ama sakin kafayla düşününce belki de böyle olması gerekiyordu. TOSFED’in son ana kadar yarış düzenlemeye çalıştığını biliyorum. Zaten yarış olsaydı da ne gidip seyredebilecek, ne de gitsek bile huzur duyabilecektik. Bir kişi bile hastalansa, böyle riskin alındığına değmeyecekti. Sonuçta sağlıktan bahsediyoruz. Neyse ki 2021 yılı takvimi açıklandı. Umarım bu illetin hızı yavaşlar ve bu sezona planlandığı gibi başlarız. Şampiyonaların sponsorlu olması çok güzel bir haber. Bu anlamda TOSFED’i kutlamak gerekli çünkü son dönemde markalar sponsorluğa para harcamaya pek de hevesli değil. Buna rağmen, sadece rallide Shell Helix ve offroadda PETLAS değil pist ve tırmanmada da AVIS gibi global bir sponsor var. Bütün takımlar ve pilotlar geçen yıldan beri yarışmak için sabırsızlanıyor. Bence bu kadar özlenmişken sponsorların olması çok daha iyi bir haber. Çünkü sponsorlar kendi kanalarından da sporun tanıtımını ve halkla ilişkilerini yapacaktır.

Neyse fazla uzatmayayım. İlk yarışın startında görüşmek üzere diyelim. Umarım keyifli mücadelelerin olduğu bir sezon izleriz…

Facebook Yorumları

yorum