İstanbul OtoPark Muamması

0
3464

Malum, iş icabı sürekli yurt dışına gidip geliyoruz. Özellikle Fransa, İspanya, İtalya gibi ülkelerde yol üstünde birden karşınıza ‘circuito bilmem ne’ diye tanımadığınız bir pist çıkabiliyor.  Tüm dünyanın bildiği pistlerin yanında bir de tanınmayan ama motorsporları kültürünün geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan tesisler var. Doğal olarak bu gibi ülkelerden F1 pilotu da çıkıyor, MotoGP efsaneleri de…

Peki, ülkemizde durum ne? Bildiğiniz gibi üç tane yerleşik pistimiz var. Biri İzmit Körfez, diğeri İzmir Ülkü ve göz bebeği olması gereken İstanbul Park.  Aslına bakılırsa motor sporları kültürünün henüz tam olarak oturmadığı Türkiye için üç adet pist olması hiç de fena değil. Sonuçta benim gibi yaşı yetenler şehir içlerinde yapılmaya çalışılan pist yarışlarını çok iyi hatırlıyor. Daha 90’ların başında bile yerleşik bir pistimiz yoktu. Doğru hatırlıyorsam Körfez Pisti’nin faaliyete geçişi 1993’teydi. İki buçuk km bile olmayan İzmit ve İzmir pistlerinin yanında İstanbul Park’ı övmeye gerek yok. F1 yapıldığı dönemde pilotların bu pist için neler söylediği hepimizin malumu… “Kaça mal oldu?” veya “F1 neden gitti?” gibi bilgiler, şu an konumuz dışı. Asıl konumuz neden bu tesiste Türkiye Pist Şampiyonası yarışlarının yapılamadığı ile ilgili…

Bildiğiniz gibi Ayhancan Güven, Berkay Besler, Ali Türkkan gibi genç yeteneklerimiz bir kariyer hedefiyle yola çıktı. Ali Türkkan ile yaptığımız son röportajda hedefinin tabii ki F1 olduğunu ama asıl olarak DTM’e odaklandığını söyledi. Daha 20 yaşında bile olmayan bu genç pilotlarımız hayallerine kavuşmak için çırpınırken, İstanbul Park’ta tur bile atamıyor. Şaka gibi değil mi? Aslına bakılırsa TPŞ’nin üçüncü yarışı İstanbul Park olarak açıklanmıştı ama bu yarışın yapılamayacağı gün gibi ortada…

‘TOSFED Yıldızını Arıyor’ gibi şimdiye kadar yapılmamış bir projeye imza atan, ülkemizin dört bir yanından genç pilotları spora kazandırmaya uğraşan federasyonu, bu konuda suçlu gibi göstermeye çalışanlar var. Bu bana oldukça komik geldi. Gazetecilik tek taraflı yayın yapmak değildir. Taraflardan görüş almak gerekir, öbür türlü satılmış kalem olursunuz… Ben de bu konuda kendi yorumlarıma geçmeden evvel önce sporcuların fikrini almak istedim. Sonuçta ter döken, bu sporun gelişmesi için elini taşın altına sokan onlar. Sporcu olmasa pist yönetimleri de federasyon da olmaz…

İlk olarak Hakan Dinç ile görüşmek gerekliydi, çünkü bence konunun asıl muhataplarından biri o… Yazının geri kalanından anlaşılacağı gibi İstanbul Park’ta Opel ve Safari Motorsport varlığı istenmiyor. Nedenlerine geçeceğiz ama önce virgülüne dokunmadan Hakan Dinç’in görüşlerine geçelim: “TOSFED ilk kez sporu ve sporcusunu kollayan bir yönetim kuruluna sahip. Başkan Serkan Yazıcı önderliğinde TOSFED, Safari Motorsport olarak düzenlediğimiz Opel Corsa OPC Cup yarışlarının arkasında dimdik bir şekilde durmuştur. Bu durum için son derece müteşekkiriz. Yunanistan Serres Pisti’nde sohbet şeklinde gerçekleşen toplantı yine TOSFED’in sporcu ve organizatörlerine verdiği değeri gözler önüne sermiştir. Bu toplantıda Intercity İstanbul Park’ta yapılması planlanan TPŞ üçüncü ayak yarışlarının İPSK (İstanbul Park Spor Kulübü) tarafından nasıl yapılabileceği hakkında konuşulmuştur. İPSK yönetimi önceki sene olduğu gibi yine özel kupa organizasyonumuzu orada düzenlememiz için TPŞ’den ayırarak astronomik bedeller talep etmiştir. TOSFED, bu duruma önceki yönetimler gibi göz yummadığını ve diğer yarışlarda olduğu gibi özel kupa organizasyonumuzla beraber hareket edeceklerini dile getirmiştir. Bu şartlar altında TOSFED, İntercity İstanbul Park Pisti’nde organizasyon yapmak istemediğini bizlere aktarıp fikirlerimizi almıştır. Bu konular hakkında neredeyse tüm organizatörler ve sporcular hemfikir olmuşlardır. Federasyonun amacı burada İntercity İstanbul Park’a zarar vermek değil sporcu ve organizatörlerini korumaktır. Aynı şekilde federasyon, İntercity İstanbul Park Pisti’nde düzenlenen kupa organizasyonlarında yarışan sporcularını da düşünerek hareket etmektedir. TOSFED bilinenin aksine, ‘devletin milyonlarca para harcadığı bu pistin tabana yayılmasını ve en azından yılda bir kere bile olsa sporcuların ve organizasyonların bu pistte yer alabilmesi gerekliliğini’ vurgulamaktadır. Bunu sağlamak için de elinden geleni yapmaktadır! Pisti kiralayan şirketin bir kira ücreti ödediği gerçektir ve pistin kullanım hakkına sahiptir. Ancak spora en ufak bir katkısının olmadığı da, toplantıya katılan tüm paydaşların ortak fikridir…” Evet, Hakan Dinç’in konuyla ilgili yorumu bu şekilde…

Bir de Borusan Otomotiv Motorsport Takım Direktörü ve pilotu İbrahim Okyay’ın görüşlerine yer verelim: “Bu konu ile ilgili şahsi olan düşüncem, konu ile alakalı iki farklı amaç güden tarafın olmasıdır. Biri T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı ve ana amacı sporcularını korumak ve desteklemek olan resmi TOSFED kurumudur. Diğeri ise ana amacı para kazanmak olan İstanbul Park’ın şimdiki kiracısı yani ticari kuruluştur. 25 yıldır otomobil sporunun içerisinde hem sporcu hemde yönetici olarak bulunan ve bulunmaya devam eden biri olarak şu anki federasyonun, günümüz koşullarının tüm olanaksızlıklarına rağmen, bugüne kadarki tüm iyi niyetli federasyon yönetimlerinden çok daha başarılı; her kesime, markaya, sporcuya, kuruma eşit mesafede duran ve her şeyin önüne sporcusunun çıkarlarını koyan bir federasyon yönetimi olduğunu görüyorum ve inanıyorum. Bana göre bunun dışı boş laftır. TOSFED, resmi kurum olarak amacından geri adım atamaz. Mülkün kiracısının bu koşullarda değişiklik istemesi, şartlar koşması, anlaşması ya da anlaşmaması ise kendi insiyatifidir. Saygı duyulmalı ama kabul edilmemelidir…”

Evet, Türkiye’nin iki değerli takımının yöneticilerinin yorumları bunlar, şimdi gelelim yaptığım araştırma sonucunda benim öğrendiklerime… Bildiğiniz gibi İstanbul Park’ta da iki sezondur tek marka kupaları yapılıyor. Söylenen o ki, Renault’dan evvel Opel Türkiye ile de görüşülmüş ve ücretsiz otomobil istenmiş. Daha sonra Safari Motorsport Corsa OPC Cup’ı yapınca bu markaya karşı negatif hisler beslenmeye başlanmış. Tabii Safari Motorsport’un bu otomobilleri Opel’den sponsorluk karşılığı değil, ücretlerini ödeyerek aldığını da belirtmek gerek… Yine söylenen o ki, kendileri Renault ile tek marka kupaları yaptığı için başka bir markanın (özellikle Opel’in) İstanbul Park’a girmesini istemiyorlarmış. Hatta daha da ilginci; İstanbul Park’ın ana giriş kapısında, asla piste alınmayacakların bir listesi varmış. Hatta söylenti bu ya bu isimler arasında geçmişte düzenlediği V1 Challenge dışında pistle ilgisi olmayan Volkan Işık bile varmış, gerisini siz düşünün…

Eğer hazırsanız, şimdi asıl bombayı patlatıyorum!.. Tahmin edeceğiniz gibi bu iş çocuk oyuncağı değil. Herhangi bir pist yönetimi, bir yarış düzenleyeceği zaman TOSFED ile bir sözleşme yapmak zorunda. İstanbul Park bu sözleşmeyi oldukça geç yollamış ve maddelerden bir çok ilginç. Hatta benin tesisimde yarış yapmayın anlamına bile geliyor. Sözleşmenin dördüncü maddesinin ‘c’ şıkkı aynen şöyle diyor: “Taraflar İPSK’nın kendisinin düzenlediği tek marka kupası yarışları hariç olmak üzere, Türkiye’de gerçekleştirilen diğer tüm tek marka kupa yarışları ve işbu yarışlarda yarışan yarışmacı ve yarışmacı araçlarının işbu sözleşme kapsamına dahil olmadığı ve söz konusu bu yarışmacı ve yarışmacı araçlarının İPSK’nın yazılı izni ve onayı olmadan tesis içerisine giriş hakkı ve/veya TPŞ üçüncü ayağı kapsamında yarışma hakları bulunmadığı, bu nedenle söz konusu bu yarışmacı ve yarışmacı araçlarının tesis yetkilileri tarafından tesise sokulmayacağı, herhangi bir şekilde girmişlerse derhal dışarı çıkartılacağı konusunda mutabıktırlar…”

Burada kesinlikle belirtildiği gibi Corsa OPC Cup, İstanbul Park’ta istenmiyor. Bu durumda TOSFED’in ne yapması gerekirdi? Tamam ne yapalım, bütün TPŞ yarışları ile aynı gün Corsa Cup da yapılıyor ama bu kez onları yarıştırmayalım mı deselerdi? Bence TOSFED yönetimi çok ciddi bir duruş sergilemiş. Devletin federasyonu bir pistin yetkililerinin istediği şekilde yarış düzenlemez. O pilot piste girebilir, bu giremez, bu araç girebilir, öteki giremez gibi bir anlayışla yarış düzenlenebilir mi? Belki ben Corsa OPC Cup’ta yarışıyorum ama aynı gün, yine aynı otomobille TPŞ üçüncü ayakta da yarışmak istiyorum. Ama “Olmaz sen Opel Corsa OPC Cup pilotusun, yarışamazsın…”

Sonuç olarak benim bu konu hakkında elde ettiğim izlenim, TPŞ üçüncü ayak yarışını İstanbul Park’ta yapmak istemeyenin federasyon değil İPSK olduğu yönünde… Hatta federasyon İPSK’ya karşı kötü bir niyet beslese tek marka kupası düzenleme lisansını da iptal edebilir ama yapmıyor. Peki, İPSK’nın hakları yok mu? Evet kira bedelleri yüksek, içerisini istedikleri gibi kullanabilirler. Sonuçta ticari bir müessese ve yatırdıklarının fazlasını kazanmak isterler. Hatta ikinci el merkezi bile yapabilirler. İsterlerse dünyanın en gözde pistlerinden birini atıl durumda tutabilirler.

En son ne zaman ciddi bir yarış otomobilinin lastiği İstanbul Park’a değdi hatırlamıyorum. 2015 Dünya Rallikros Şampiyonası’nın 11’inci ayağından sonra orada bir yarış düzenlendi mi? Yarış derken kendi tek marka kupalarından bahsetmiyorum. Bir motorsporları fanatiği olarak çoluk çocuğumu alarak İstanbul Park’a yarış seyretmeye gitmek istiyorum. En son kamyon yarışlarına gitmiştik ve oğlum bayılmıştı. Ama şimdi neye götüreceksin? Organizasyon yok! Arada sırada Formula 1 geliyor diyerek haber oluyorlar ama sonra o da gerçekleşmiyor. Dediğim gibi kiracı onlar, pisti istedikleri gibi kullanırlar ama motorsporlarının geleceğine de yön vermeleri gerekli. Bu ülkeden sporcu çıkmazsa piste ne gerek var? Elinizdeki bir malı değerlendirmek istiyorsanız sporcu yetiştirmek zorundasınız.

Yeni TOSFED yönetiminin bu konudaki çabaları ortada, sürekli yazıp çizmeye gerek yok. Bence İPSK’nın da yapması gereken tek şey TOSFED’e köstek değil destek olmak. Ali Türkkan’ın DTM hayali gerçekleşse, orada yarışan ilk Türk olsa DTM’in bir ayağını İstanbul Park’a getirmek çok daha kolay olmaz mı? Sonuçta federasyon bütün kulüplere eşit durmak zorunda ve öyle yapıyor. Maddi gücü yüksek, ellerinde bir pist var diye İPSK’ya farklı muamele yapılmaması gerekli. Sonuçta federasyon için Sinop Offroad ve Motorsporları Kulübü neyse İstanbul Park Spor Kulübü de o… Bunun aksini istemek abesle iştigal etmek olur. Kısacası kulüpleri ayırmadığı, saçma isteklerine boyun eğmediği, sporcuyu ön planda tuttuğu için TOSFED’i kutlamak gerekir.

İşin en komiği de ne biliyor musunuz? Zamanında yeni TOSFED yönetimi eskinin devamı diye çamur atanlar, bugün İstanbul Park’ın istediğini yapmamakla eleştiriliyor. Bu ne çelişkidir? Kısaca zaman doğruyu ortaya çıkarıyor.

Yazacak çok şey var, elimde bazı belgeler de var ama bu konuyu uzatmak yersiz. Sonuçta kimin haklı kimin haksız olduğu gün gibi ortada. Ortalığı daha fazla karıştırmaya çalışmak motorsporlarına fayda sağlamaz, tam tersi daha çok zarar verebilir.

Tüm bu olanlardan rant elde etmeye çalışıp, TOSFED’i kötülemeye çalışanların kim olduğunu herkes biliyor ve değer vermiyor zaten… Bu deli saçmalarını Hoşgör’mek gününüzü Aydın etmez, olsa olsa sporu karanlığa götürür…

Facebook Yorumları

yorum