Ege Rallisi’nin Ardından

0
2864

Merakla beklediğimiz 2016 Türkiye Ralli Şampiyonası, Saygılı Rulman Ege Rallisi’yle resmen başladı. Tabii ben de İzmir’deydim…

İzlenimlerimi paylaşacağım ama önce yine bir sosyal medya bombasından bahsetmek istiyorum. Yeni TOSFED yönetimi, şimdiye kadar yapılmamış olanı yaparak, sporun Türkiye’de gelişmesinde katkısı olmuş duayenlere bir VIP kartı hazırladı. Böylece bu isimler tekrar parkurlara (seyirci de olsa) dönmek için motive edilecek, ayrıca bir anlamda unutulmadıklarını da hissedeceklerdi.

Fikir çok güzel değil mi? Peki, bu kadar hoş bir davranışın ardından nasıl bir aksaklık yaşanabilir? Üç kere Türkiye Ralli Şampiyonu Emre Yerlici’nin soyadı, VIP kartın içinde bulunduğu zarfta yanlış,  ‘Yerlice’ diye yazılmış. Buna rağmen VIP kartta yazılan isim doğru. Bunun üstüne Emre Yerlici’nin eşi Facebbok’ta ‘şampiyonun ismini yanlış yazan federasyon istifa etsin’ gibi bir şeyler saçmalamış. Üstelik bu saçmalığın altına da haklı olduğunu belirten yorumlar da yazılmış. Hatta yeni yönetimin yalakalığından bile bahsedenler var. Ne yalakalığı yahu? Şimdiye kadar hangi TOSFED yönetimi eski yarışçıları hatırladı? VIP kart çok kibar bir davranış değil mi? Elbette federasyon başkanı tüm zarfları tek tek kontrol edemez. Muhtemelen sekreteryada bir genç doldurmuştur bu zarfları ve hata yapmıştır. Sonuçta asıl olan kartta yazan doğru isim. Benim her zaman olduğu gibi kızdığım bunu sosyal medyada yapmak. Serkan Yazıcı, zamanında Team Taksi döneminde takım direktörü olarak bilgisine ve hızına güvendiği Emre Yerlici’yi seçmişti. Yani aralarında bir bağ var. Yerlici’ye düşen, bu basit hatayı Yazıcı’ya bizzat bildirip, bir büyük olarak başka hataların da olmaması için uyarmak olabilirdi. Ama bir büyük dediğimiz bu isim, ne yazık ki davranışıyla ismini küçülttü. En azından benim için öyle.

Bu arada, bir başka Facebook yazarı (!) da Marmaris’teki sezonun ikinci rallisinin kayıt bedelinin neden bu kadar çok olduğunu yazdı. 750 Euro’lardan bahsetti. Oysa kayıt ücreti ulusal kayıt yaptıranlar için 1.300 TL. Bu kadar uzun, katsayısı yüksek (1.4) ve FIA European Rally Trophy‘ye puan veren bir yarış için bu bedel hiç de yüksek değil… Üstelik geçen yılla aynı, yani herhangi bir artış da söz konusu değil. Diğer yandan bu yarışa kayıt yaptıran tüm pilot ve co-pilotlar dört gün ücretsiz konaklamaya da sahip oluyor. Yani sadece konaklama bile kayıt ücretini fazlasıyla karşılamak için yeterli…

***
Neyse, gelelim Ege Rallisi’ne. Aslında asfalt olduğu için bu yarışı çok da sevmem, hatta seyri de zevkli değildir. Ama hemen hemen her yıl sezonun açılış yarışı olduğu için özlem gidermek adına İzmir yolunu tutarım. Tabii bu yıl da öyle oldu… İzmir’e varır varmaz bu yıl bazı şeylerin farklı olduğunu hemen anladım. Sanki herkeste farklı bir motivasyon vardı. Pilotlardan federasyon yetkililerine, mekanikerlerden seyircilere kadar bütün camiada bir canlılık olduğunu fark etmemek olanaksızdı. Hatta uzun zamandır yarışlara gelmeyen ağabeylerimiz de oradaydı ve hasret gidermek fırsatı bulduk.

Organizasyon tarafı genelde beni ilgilendirmez. Her zaman işin sportif kısmıyla daha fazla alakadar olmuşumdur. Ama seyircilerin ücretsiz bir şekilde etaplara taşınması gibi detaylar çok hoşuma gitti. Hatta pilotlardan etaplarda geçtiğimiz yıllara göre çok daha fazla seyirci olduğunu duydum. Benim de seyrettiğim etaplarda izlenimin bu yöndeydi. Yeterli miydi? Elbette değil çünkü seyirci her zaman yetersizdir. Ne kadar çok o kadar iyi, en azından sponsorlar için öyle. Ama çalışmaların doğru yönde olması ilerisi için umudumuzu artırıyor. Seyirci etabı olarak kullanılan Ülkü Yarış Pisti’nde Türkiye Drift Şampiyonası mücadelesi de vardı. Böylece piste gelenler bir taşla iki kuş vurmuş oldular. Drift pilotları seyirciyi ısıttı, ralliciler ise asıl yemekti. Seyirci etaplarının çift kalkışlı olması heyecanı da artırıyor. Aslında zamana karşı olsa da seyirci ‘kim kimi geçti’ muhabbeti yapıyor ki, bu da ilgiyi artırıyor. Hele bir de güçsüz otomobil güçlüyü geçtiyse heyecan dozajı daha da artıyor ve alkış kopuyor.

Gelelim işin sportif kısmına. Daha önceki yazılarımda Yağız Avcı’nın Peugeot’dan beklediği haberin geciktiğini yazmıştım. Açıkcası korkuyordum yarışamayacak diye ama neyse ki, korktuğum başıma gelmedi. Peugeot Türkiye yöneticilerini gösterdikleri vizyon için kutluyorum. Darısı diğer markaların başına. Yağız’ın da mücadeleye Peugeot 208 T16 R5 ile ortak olacak olmasıyla birincilik şansı olan üç pilot vardı Ege’de. Murat Bostancı bu yıl Türkiye Şampiyonluğu iddiası taşımıyor. Birkaç yarışa Fiesta R5 ile gireceği konuşulsa da sezona R2 T ile başladı çünkü asıl amacı Avrupa Ralli Şampiyonası için antrenman yapmak. Bildiğiniz gibi orada iki çeker klasmanını kovalıyor ve Türkiye’de de benzer otomobille yarışma kararı çok doğru. Ama yine de biz seyirciler için ülkemizde Fiesta R5 ile yarışmasını seyretmek çok zevli olurdu. Yağız, Murat, Burak ve Orhan’ın çekişmesi elbette daha fazla keyif verir. Bu yıl takımın yükünü omuzlarına alan Orhan Avcıoğlu, emektar Fiesta S2000 ile geldi İzmir’e. Burak Çukurova da yeni takımı BC Vision Motorsport’a ait bir 208 T16 R5 ile start takından indi. Yani bu yıl ‘Peugeot mu Ford mu?’ sorusunu çok soracağız.

Rallide ilk etap, orman yangını nedeniyle ertelendi ve biz de ikinci etapta sezonun ilk motor seslerini beklemeye koyulduk. Bahsettiğimiz üç iddialı pilot da önümüzden çok keyifli geçti ama sanki Yağız daha fazla bilenmiş gibiydi. Etap sonucu da aynı şeyi söylüyordu: İkinci Burak Çukurova’yı 19.8 saniye ve üçüncü Orhan Avcıoğlu’nu 37.7 saniye geçen Avcı, daha ilk etapta rakiplerini sarsıyordu. Belli ki, çok da uzun olmayan bu yarışa hızlı başlayıp rakiplerin kendisini tartmasına izin vermek istememişti. Duyduğuma göre Orhan Avcıoğlu bu etapta spin atmış ve bu da farkın çok açılmasına neden oldu.

İlk günü pistte seyirci etabıyla tamamladık. Bu kez Orhan çıktı sahneye, Burak Çukurova ile çok yakındılar. Yağız ise daha seyirciye dönük oynadı, fazla kaydı, çok alkış aldı ama yedi saniye kaybetti. Böylece Burak ile olan fark 13 saniyeye indi. İkinci gün, bu üç pilot da en iyi zamanlara imza attı ama kazanan taraf 40.4 saniye farkla Yağız-Bahadır ikilisi oldu. Son etaba sadece 0.1 sn farkla giren Burak Çukurova ve Orhan Avcıoğlu arasında büyük bir savaş olacaktı. Üstelik bu etap power stage olduğu için puan da veriyordu ve kimsenin ayağını gazdan kaldırma lüksü yoktu. Yarışın sponsorlarından Obel Civata’nın adını verdiği power stage’ten galip çıkan isim Burak Çukurova oldu. Orhan’ı 3.4 sn geçen Çukurova, böylece hem genel klasman ikinciliğini hem de ek üç puanı cebine koydu. Peki, Murat Bostancı neler yaptı? Murat, önden çekişli, üç silindirli 1.0 lt bir otomobil kullandığını unutmuş gibiydi. EVO’ları, R3’leri ve S2000’leri ardına dizdi ve genel klasman dördüncüsü olmayı başardı. Yarışın keyif veren diğer isimleri ise Citroen DS3 R3 ile Ahmet Burkay, Peugeot 208 R2 ile Alpaslan Çukurova ve Lancer EVO IX ile Uğur Soylu’ydu. Soylu,  dördüncü etap sonunda Sınıf N birincisi ve genel klasman dördüncüsü bir tempoyla gidiyordu ama beşinci etapta yoldan çıktı ve Ege Rallisi’ne veda etti. Aklımda kalan diğer pilotlar ise Engin Kap ve Levent Gür oldu. Kap, Escort MK2 ile historic klasmanını yine kazandı. Üstelik genel klasmanda da 13’üncü olmayı başardı. Kısaca ihtiyar otomobil gençlere taş çıkarttı. Hele seyirci etabının düzlüğünde bir uzaması vardı ki, kendimizden geçtik.

Geçtiğimiz yıllara göre katılımın da artmış olması sevindirici ama bahsetmek istediğim bir konu daha var. Belli pilotların dışındakiler parkura gezinmeye çıkmış gibi görünüyor. Evet kabul ediyorum, bütçeleri yetersiz, otomobilleri kırılgan, bunları yadsımıyorum. Ama eğer yarışmak istiyorsanız biraz otomobilinizin tepesine binin, zorlayın. Yoksa gelişemez, hızlanamazsınız… Evet, yarış bitirmek, kilometre yapmak çok doğru ama hızlı gitmediğiniz için gelişiminiz de sınırlı oluyor. Seyirci için otomobilin modeli önemli değil, onlar altındaki makinenin limitlerini zorlayan adam görmek istiyor. Bu konuya daha detaylı olarak ileride değiniriz. Çünkü hızlı gitmek ve çok kilometre yapmak arasındaki ilişkiyi çözmek zor bir iş.

Yeni federasyonun vizyonunun farklı olduğundan çokça bahsettim. İşte güzel bir örnek daha… İzmir’den İstanbul’a dönerken atlasglobal’i tercih ettim ve iyi de oldu. Çünkü çok hoşuma giden bir detaya rastladım. Uçağın içindeki ekranlarda Marmaris Rallisi ile ilgili video gösteriliyordu. Hakikaten gururlandım… Bu videoyu kaç kisinin izlediğini bir düşünsenize… Görüntüler de çok güzel seçilmiş, iyi montajlanmış. Hiç ilgisi olmayan birisinin bile mutlaka dikkatini çeker ve merakla seyreder eminim. Demek ki isteyince oluyormuş!… Devir pazarlama devri ve yeni TOSFED yönetimi de bunu çok iyi beceriyor…

Sırada Marmaris Rally Turkey var. Yine görkemli bir yarış seyredeceğimiz çok açık gibi görünüyor çünkü festival tadında bir program var. Offroad ve klasik tutkunları da orada olacak. Ayrıca 2015 ödül töreni de Marmaris’te gerçekleşecek.

Bu yıl nefes almak yok, motorsporlarıyla dolu yaşayacağız. Görüşmek üzere…

Facebook Yorumları

yorum