Bravo TOSFED, Bravo Serkan Başkan

0
455

Bir kişiyi ya da kurumu sonuna kadar desteklediğiniz zaman, aslında için için biraz da korkarsınız.  Çünkü başarılı olamazsa, siz de yanlış yapmış pozisyona düşersiniz. İşte benim durumum da bu ama neyse ki haklı çıktım ve çıkmaya da devam edeceğime eminim.

TOSFED başkanlık seçimlerinde Serkan Yazıcı’yı sonuna kadar desteklemiş, daha sonraki icraatlarını da bolca övmüştüm. Hatta işin esprisi tabii ama kendimi yandaş basın gibi hissettiğim durumlar da oldu. Peki, pişman mıyım? Asla…. Serkan başkana ve ekibine güvenim tam. Zaten son gelişme de bunu doğrular nitelikte.

Evet, tahmin edeceğiniz üzere Dünya Ralli Şampiyonası’ndan bahsetmek istiyorum. Duymuş olacağınız üzere WRC takvimine girdik. 2018’de dünyanın en hızlı pilotları ve otomobilleri Muğla’da olacak. Yedi yıldan sonra gelen bu haber benim gibi bir motorsporları fanatiği için altın değerinde. Ülke tanıtımına getireceği faydalar, bölge ekonomisine getireceği yararlar çok ama çok önemli ama benim umurumda değil açıkcası. Ben Sebastien Ogier önümden yanlayarak geçsin, yeni Citroen C3 WRC’nin kokusunu da duyabileyim, Yaris WRC arkadan söylendiği kadar çirkin mi, onu bizzat gözlemlemeyi istiyorum.

İş icabı yurt dışında da yarışlara gidiyoruz. Aslında bunları yapabilmem için kendi adıma WRC’nin bir ayağının Türkiye’de olması zorunlu değil. Ama ya geniş kitleler bu kadar şanslı mı? Biz basın mensupları doğru tabirle ‘ballı’ bir azınlığız ama otomobili çok sevdiğini iddia eden Türk halkı istediği zaman bir Dünya Ralli Şampiyonası  yarışına gidebiliyor mu? Tabii ki hayır. O zaman bu fırsatın değerini daha iyi anlamamız gerekiyor. Biraz iğneler gibi yazdığımın farkındayım ama biliyorsunuz Türkiye ilk kez Dünya Ralli Şampiyonası ayağı düzenlemeyecek. Bu büyük pilot ve takımlar, daha önce de defalarca Antalya, bir kez de İstanbul’a geldiler. Peki, biz  milletçe hak ettikleri değeri verdik mi? Malesef hayır… ilk yıl biraz seyirci vardı ama daha sonraki senelerde etaplar bomboştu. Zaten problem de buydu. Adamlar dünyanın en önemli şovlarından birini yapıyor ama kendi aralarında, seyircisiz! Rally of Turkey, ilk kez WRC ayağı olarak düzenlendiğinde yedi tane fabrika takımı vardı. Üstelik Sainz, Kankkunen, Makinen, McRae, Gronholm ve Burns gibi efsaneler yarışıyordu ama biz seyretmeye gitmedik. Biz derken kendimi kast etmiyorum tabii ki. Portekiz’de insan kalabalığının içinden geçen etapları düşünün… Bizim de öyle olmamız gerekirdi çünkü bu bir ilkti. Neyse ki tren kaçmadı yine geliyorlar ama bu kez ayağımızı denk almalıyız. Seyirci neden yok çok iyi tartılmalı. Tanıtım eksiği mi var, etaplara gitmek mi zor bunlar iyi değerlendirilmeli. Aslında Marmaris Rallisi bu açıdan geçen yıl kendini kanıtladı. Servis alanının yanından etap geçiyordu. Şehir içinden yürüyerek yarış seyretmeye gidebiliyorduk. Elbette gelecek yıl çok daha iyi organize edilecektir. Ayrıca artık Türkiye Ralli Şampiyonası için de etaplara seyirci transferi için otobüsler kaldırılıyor. Önümüzdeki ay Marmaris’te düzenlenecek yarış da iyi bir prova olacak…

Seyirci probleminden  bahsettik, bir diğer problem de markalar. Şu anda WRC’de yarışan dört marka daha doğrusu fabrika takımı var: Citroen, Ford (M-Sport), Toyota ve Hyundai… Citroen dışındakiler size tanıdık geliyor mu? Evet, Türkiye’de üretim yapan markalar. Hatta i20 WRC’nin bazı olan i20 Coupe Türkiye’de üretiliyor. Bu markaların spora mutlaka destek olmaları gerekiyor. Lafım Ford’a değil, onlar çok uzun yıllardır Türkiye’de yarışıyor ve hak ettikleri şampiyonlukları alıyor. Ama artık diğerlerinin de taşın altına elini sokmasının vakti geldi. Duyumlarım Hyundai’nin gelecek yıl ile ilgili planları olduğu yönünde…

Neyse lafı fazla uzatmaya gerek yok. WRC’ye hoşgeldin diyelim.

Serkan başkan ve ekibine bir kez daha tüm içtenliğimle bravo!

Facebook Yorumları

yorum