Dönüşüm

0
1091

Siyasi olarak icrada olan yöneticilerin en büyük handikapı altyapı ile ilgili yapılan hiçbir işin aslında oy olarak dönememesidir. Çünkü bütçeyi altyapıya harcamak, herkesin gözünün önünde olan bir şey yerine kimselerin göremeyeceği, sonuçlarını hemen hissedemeyeceği bir iştir. Sen kilometrelerce kanalizasyon borusu döşersin ama kimse sifonu çekince o suyun gittiği sürece nereye, ne şekilde gittiğine bakmaz. Bir de üstüne laf yersin “ne yapıyor ki?” diye.

Şimdi genç pilotlarımız var ve yurt dışında başarıları ile camia içinde ses getiriyorlar. Ama herkesin ağzında “Neden F1’de Türk pilot yok?” “Hedefimiz Formula 1 olmalı”. Arkadaşlar, bayanlar baylar… Formula 1 denen organizasyon beş milyar Euro değeri olan dev bir motorsporları sirkidir. Eğer belli bir ülkeden para ve teknoloji spora girmiyorsa o ülkeden bir sporcunun yetenekli olsa dahi orada olma şansı yok. Dünyanın en ticari motorsporları organizasyonunda olmanın ilk koşulu o ticaretin içinde olmaktır. Eğer yoksak, kimse boşuna f1’i hedef gösterip durmasın lütfen.

F1 yarışları daha Cine 5’de şifresiz yayınlanırken 1999 yılında üniversitede diploma projesinde Kurtköy’de f1 pisti projesi çizmiş bir mimar olarak soruyorum; yıllarca f1 yarışı yapıldı bu ülkede. Motorsporlarına ne somut faydası oldu, kaç sporcu yetişti, kaç pist yapıldı, kaç yeni sponsor girdi, hangi teknoloji gelişti birisi bunun cevabını verebilir mi? Yok arkadaşlar böyle bir şey. Uyanın bu f1 masalından artık. Yarış sırasında o pistin içindeki bir tabelaya verilecek reklam bedeli bütçesiyle bir sezon ulusal şampiyona yapılıyor. F1’in hak sahibi olan yayın hakkı sahibi şirkete devlet tarafından ödenmesi istenen paraya hiç girmiyorum bile. Tamamen bu ülkede spora harcanması gereken federasyon bütçelerinin onlarca kat üzerinde bir paranın tek bir şirkete verilerek israf edilmesidir. Başka hiçbir şey değil. F1 bir ticaretse ve kim getirmek istiyorsa lütfen o parayı da cebinden versin. Devletten onlarca milyon doları bir şirkete aktarıp, sonra bilet geliri, vs gibi hesapları kovalayınca bu ticaret olmuyor. Tesla gibi elektrikli otomobil mi yapıyoruz da, devlet desteklesin diyoruz? WRC’de de benzer bir promoter sistemi olduğu için ona da bir eleştiri gelebilir ama F1’e kıyasla neredeyse onda biri bütçeye ama neredeyse aynı coverage’a ve üstelik Türk sporcularında aynı organizasyon içinde yer aldığı, ücretsiz izlenebilen bir Dünya Şampiyonası ile snob F1 sirkini kıyaslamak kesinlikle adil değil.
Neyse ki gençlerimiz bu Formula 1 fantezilerinde değil ve hepsinin realist hedefleri olduğu görünüyor. Dünyada bir sürü en üst seviye dünya şampiyonası var. Bir WTCR var, GT var, Endurance var. Buralarda dev fabrika takımları ve rekabet var. Ve bizim gençlerimiz buralarda şimdiden podyum görüyorlar ve ilerleyen yıllarda büyük takımların transfer edeceği pilotlar olacaklar. Ayhancan Güven, Berkay Besler, Ali Türkkan. Bu çocuklar motorsporları arenasında ülkemizi başarıyla temsil edip, istiklal marşımızı çaldırıyorlar. Yeri geliyor sabırla atak yapmayı bekliyorlar, yeri geliyor tampon tampona mücadele edip en üst seviyede psikolojik olarak da hazırlandıklarının sinyallerini veriyorlar.

2018 sezon sonunda ilk kez düzenlenen FIA Nations Cup yarışında Salih Yoluç ve Ayhancan Güven’in neler yapabildiğini tüm dünya gördü. 2019’da da devamı gelecek.

Bir başka önemli nokta da artık ülkemizde üst düzey yarış garajları var. Yurt dışında yarışan sporcular hep oradaki bir takımdan araç kiralardı ve ister istemez ikinci sınıf bir muamele görebilecek durumlar oluşurdu. Artık Türk takımları yurtdışı yarışlara sadece pilotlarla değil, araç, mekanik ve yöneticileri ile tam bir takım olarak bayrağımızı taşıyor. Rallide Ford Motorsport Türkiye, pistte Borusan Motorsport, hem ralli de hem pistte TokSport WRT artık yabancı ekiplerin bile dikkatini çekecek seviyelerde araçlar yarıştırıyor. İngiliz genç yetenek Chris Ingram, yılların tecrübesi Henning Solberg Toksport’un Fabia R5’ini tercih etti yarışmak için. Sporun sadece spor olmadığı, ekonomisinin de oluşması için endüstri haline gelmesi gerektiği bir global dünyada bu başarılar en az sporcularımızın podyumu kadar önemli.

Ve tabii ki sadece otomobilde başarılı değiliz. Motosiklette Kenan’ın açtığı yoldan, hatta bizzat kendi takımına aldırdığı, sahip çıktığı Toprak var. Babası, camianın sevilen ismi Arif “Tekteker” Razgatlıoğlu’nu kaybettikten sonra yaşadıklarına rağmen yılların tecrübeleri ile aynı tempolara çıkabilen Toprak Razgatlıoğlu, Kenan’ın boşalttığı yere en yakın aday. Uşak pistini hayata geçiren Mümtaz Pak’ın oğlu Rodi Pak’ın yurtdışı başarılarını da burada belirtmemiz lazım ancak motosiklet ve genç yetenek dedikten sonra Deniz ve Can Öncü’yü anmadan geçmek imkansız. Şu anda her girdikleri şampiyonada neredeyse ilk yarışta dahi podyum görebilen, bütün fabrika takımlarının şimdiden peşinde koştuğu kardeşlerimiz için MotoGP yolu açık ve kariyerlerini rekorlarla doldurarak ilerliyorlar. Şimdilik internetten canlı yayınlanan yarışları için ekran başına geçmekle yetiniyoruz. Umarım tribünde, padokta hep birlikte dünya şampiyonluklarını kutluyor oluruz.

Motorsporları ile ilgili federasyonlar ellerinden geldikçe, bütçeleri dâhilinde bu sporculara destek olmaya çalışıyor. Aynı anda da ülkemizde uluslararası şampiyonaları getiriyorlar. Eylül ayı gerçekten tam bir festival olacak. Eylül’ün ilk haftasında Afyon’da dünya motokros şampiyonası Eylül’de ise Dünya Ralli Şampiyonası Marmaris’te koşuldu. Kişisel olarak son yıllarda her iki federasyonun da lisanslı sporcusu olarak hem TMF hem Tosfed artık bazı projelerde ortak zeminde hareket etmeli.

Vitriniz hem gençlerle, hem organizasyonlar ile umut veriyor. Şu anda ülkemizde değişim ve dönüşüm haliyle spora da yansıyacak. 2019 yılı ekonomik olarak herkesin alarmda olacağı bir sezon gibi gözükse de altyapı için bir çıkış yılı olabilir. 2017 yılı şampiyonlar gecesinde TOSFED Başkanı Serkan Yazıcı 2018 yılını geçiş yılı olarak duyurmuştu. Bakalım 2019 yılında hangi sürprizlerle karşılaşacağız.

Bekleyip göreceğiz…

Facebook Yorumları

yorum